Hak Erenler - Nebi
Hak Erenler - Nebi

Halil Cibran

Ortalama Puan
0.0/5
0 yorum

Hak Erenler - Nebi

Halil Cibran

Kitap Bilgileri
Yayınevi: Büyüyenay Yayınları
Sayfa Sayısı: 128
Dil: Türkçe
Hamur Tipi: 2. Hamur
Teknik Bilgiler
İlk Baskı Yılı: 2023
Baskı Sayısı: 1. Basım
Ebat: 12 x 19,5
ISBN: Belirtilmemiş

Kitap Hakkında

“Kudüs ile ona bitişik yerler, zaten Nebî ve Velîler diyarıdır.  Ben de geçen yılın Kasım ayında Kudüs'de idim. Niyetim Kısas-ı Enbiya'yı ve Süleyman Dede'nin Mevlid menkıbesini yaşamaktı. Hazret-i Muhammed Mustafa'nın "Enbiya ervahına" imam olduğu yerde onun gibi iki rekât namaz kılmak istemiştim… Yokuşu tırmanmayı göze alamadığım için sağa sola baktım ve bir kitabevinin vitrini beni kendisine çekti. Çok geçmeden bu kitabevinin içinde idim ve adım adım dolaşa dolaşa bir İngilizce kitap önünde durdum. Adı: NEBÎ! idi. Kitabı karıştırmadan önce müellifinin adına baktım. Yakınşarklı idi. Kitabın içine baktım. New-York'da basılmıştı. Ve kırk dört kere! Ben de bugün zaten bir Nebî ile hembezm olabilirdim ve başka bir kimse beni doyuramazdı!... Nebî ile karşı karşıya idik. Oturduk ve konuştuk… Nebî'yi baştanbaşa okuyarak dinledim ve sevindim. Çünkü, içimde kalan her şeyi, dışa vuran ve apaçık söyleyen bir kitap bulmuştum. Ve bu kitabın adı "Nebî" idi! Fakat bu kitabın kahramanı hakikaten bir Nebî mi idi? Bana öyle gelmedi. Çünkü daha doğrusu bir Velî idi, bir Hak Erenlerdi. Ve kullandığı dil, tam Erenler dili idi. Fakat bu dili ne güzel kullanmıştı. Ve onunla söylemek istediklerini ne güzel söylemişti! Dokunduğu her konuda ruhu, bütün saffet ve samimiyeti ile konuşturan, tabiatın dili ile konusunu söyleten bir Erenlerdi bu... Bu Erenler kim? Bizim gibi bir Şarklı!.. Bu Erenler, Mevlâna gibidir, Attâr gibidir, Sa'di gibidir ve bilhassa Mevlâna gibidir. Mevlâna'nın bağında doğmuş, onun bağından koparılmış bir meyvedir. Onun, Şarktan Garba attığı bir oktur. Ve o ok yerini bulmuş, vazifesini başarmıştır… Bu eseri, tam o Mi'rac Gecesi Türkçeye çevirmeye karar vermiş ve otuz kırk sayfasını bir nefeste tercüme etmiştim. Çünkü eser, ruhumun öz ifadesi idi. Ve sanki bu eser müellifinin kafası ve kalbi içinde doğduğu gibi bizim kalbimizin ve kafamızın içinde doğmuştu. Arada o kadar âşinalık vardı ki âdeta eserin aslına bakmadan tercüme ediyormuş gibi yazı yazıyordum. Çünkü bu eser Mesnevî'nin bir yeni ifadesiydi. Yahut bugünün Mesnevî'siydi. O da Mesnevî gibi bizim ruhumuzun bir çağlayanı idi.”  (Ömer Rıza Doğrul)   (Tanıtım Bülteninden)  

Henüz yorum yok!

Bu kitap için henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yaparak diğer okurlara yardımcı olun.

Henüz alıntı yok!

Bu kitaptan henüz alıntı yapılmamış. İlk alıntıyı siz yaparak kitabın güzel sözlerini paylaşın.