İslam Ülkeleri Neden Geri Kaldı?
İslam Ülkeleri Neden Geri Kaldı?

İsmail Tokalak

Ortalama Puan
0.0/5
0 yorum

İslam Ülkeleri Neden Geri Kaldı?

İsmail Tokalak

Kitap Bilgileri
Yayınevi: Doğu Kitabevi
Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş
Dil: Türkçe
Hamur Tipi: 2. Hamur
Teknik Bilgiler
İlk Baskı Yılı: 2019
Baskı Sayısı: 1. Basım
Ebat: 13,5 x 19,5
ISBN: Belirtilmemiş

Kitap Hakkında

Din, sosyal bir olgudur ve her sosyal olgu, ister istemez sosyal yapıya, kültüre, siyasete yansır. İnanç sistemleri ve bu sistemlerin düşünce yapısı ile siyaset ve ekonomik gelişme arasında çok bariz ilişki vardır. İslam insan yaşamının her alanına el atıp düzenleme getirme amacı güttüğünden, İslam ülkelerinde gelenek ve dini inanç içiçe geçmiştir. İslam ülkelerine bir şekilde dini devlet işlerinden ayırıp, demokratik bir rejim getirmeye çalışırsanız, bu çağdaşlaşma eğilimi İslamın gelenekçi dinci kesiminde belli bir anlam taşımaz. Bu kitle İslamın laik sistem karşısında kaybettiği alanı tekrar ele geçirmeye çalışacak, iktidara gelen siyaseti dine alet eden politikacılar vasıtasıyla zamanla güç kazanacaklardır. Bundan dolayı İslam ülkelerindeki demokrasi denemeleri hep sancılı olmuş, tam bir başarı elde edilememiştir. Medeniyetlerin başlangıcından itibaren, yönetici sınıflar, halk kitlelerini dinî kurumlar ve mistizm ile istedikleri gibi yönlendirmişlerdir. Müslümanlıkta inanılması zorunlu olan kader inancı nedeniyle halk, başlarına gelen şanssızlıkların ve sömürülmelerin hiçbirini aslında kötü bir idare içinde bulundukları sistemin yanlış işlemesine yormamışlardır. Bunu bir takdir-i ilahi olarak kabul etmişler ve kaderlerine razı olmuşlardır. İslam, kaderi ön plana çıkartırken, hayatın da her alanına müdahale edip düzenlemeler getirmek ister. Müslüman toplumlarda, din tek hakim ideoloji olduğundan, İslam’ın boş bıraktığı alanlara bile tarih boyunca İslam’ı kullanarak, hayatın her alanına yanılmaz ve değişmez olduğu iddia edilen kurallarla müdahale edilmiştir. İlahi, yanılmaz ve değişmez olduğu iddia edilen kurallarla yönetilen bir toplumda, bilime, araştırmaya olan ilginin sürekliliği olmadığı gibi, nitelikli eğitime sahip bir kitle de oluşmaz. Bu şartlarda ilerlemenin alt yapısını hazırlayan, sağlıklı bir şekilde bilimsel temeller üzerinde gelişen laik, demokratik bir sistem kurmak oldukça zordur. Yaşam, temel dinamiği, devamlı bir değişim ve bir gelişim düzeni olan çerçevede hareket etmektedir. Değişmez kurallara sahip herhangi bir olgu, değişen kurallarla gelişen, sosyal, ekonomik ve politik alandaki temel dinamiklere müdahale ederek toplumu yönlendirmeye kalktığında, toplumun gelişmesi önünde engel teşkil eder. İlahi düşünceyi yaşamın salt odağı haline getirip, rasyonel ve bilimsel düşünce sistemine yüz çevirmek geri kalmışlığın ana sebeplerindendir. Mesele rasyonel olmak veya olmamak meselesidir.   (Tanıtım Bülteninden)  

Henüz yorum yok!

Bu kitap için henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yaparak diğer okurlara yardımcı olun.

Henüz alıntı yok!

Bu kitaptan henüz alıntı yapılmamış. İlk alıntıyı siz yaparak kitabın güzel sözlerini paylaşın.